26 Kasım 2007 Pazartesi

YAŞAMAKSA BU



Damarımda akanı çekiyor tuttuğum kalemim
Bu yüzden ala boyanıyor sana yazdıklarım
Kim bilir hangi iklimin rüzgarı vuruyor
Kanadında canı tükenen kırlangıçlarım
Düşüyorlar avuçlarıma yaşım yuğuyor
Tek dualık namazsız bir cenaze
Bir kayısı ağacının altına defnediliyor

Basma perdelerim ille de günümü gecenin
Yıldız altlarında ağlayışlarında basıyor
Ter basıyor, hafakan basıyor
Köy yerinde turşu zamanı
Gelip gidenin yanında derdini susan
Taze bir gelin derdini küplere basıyor
Can acıyor, acısı çıkanın kokusu da çıkıyor

Yılların örtülü üzerlikleri tütsülü bir odada
Kaybedilen ne varsa kim bilir ne sebeple
Tam da şah damarından tutulup
Tutuşmaktan korkulsa da yanarak
Kavrularak ölü toprağının altına basılıyor

Çığ düşüyor Toros’dan aşağıya
Düştüğü yere ince sızılı bir keder düşüyor
Kalemine küsüyor bir şair
Kalem mısradan mısra kalemden ayrı düşüyor
Yaşamaksa bu, bir şair
İçindeki defterde o son şiire düşerken, üşüyor…

Hiç yorum yok: