8 Kasım 2007 Perşembe

CANINA YANDIĞIM


Bu şehir…
Hiç bu kadar kalmama uğraşmamıştı
Çekip giderdim bir zamanlar
Ardıma bile bakmadan
Öyle böyle gitmeler değildi üstelik
Gittim mi adam gibi
Dönmemecesine
En uzağından bir yer beğenmecesine

Bu şehir…
Hiç bu denli yalnızlığın soğuğunu yüzüme vurmamıştı
Oldubitti terk-i diyardım zaten
Hep bir başına yürüyen
Buna da gönül koymayan
Yalnızlıksa yapayalnız olanından
Dağ başında tek bir çınar gibi
Kurdu kuşu bile uğratmamacasına

Bu şehir…
Hiçbir zaman bırakılmaz hale gelmemişti
Bağlayacak biri olmamış
Bağlanmaya sebep çıkmamış
İsmime yakın kim varsa
Yıkamıştım kalbimden bir seher vakti
Kal diyenimi bırakmamıştım
Tek tabanca deli fişek
Yürüyüp gidecektim uzak gecelerime
Göz yumup uyumamacasına

Bu şehir…
Karasının gözüme bulaştığı
Baktığımda bahtımdan başka renk bulamadığım
Toprağında kara tohum diye beni çatlatan
Kışın yakışığı zemheri ayazı
Anlık kararlarımda gözümü karartan
Beş paralık bir kulubeye satacağım
Canına yandığım Ankara'm...

Hiç yorum yok: